Toplumsal cinsiyet, bireylerin sosyal rol ve kimliklerini şekillendiren kurucu bir kavram olarak ele alınmakta; ataerkil yapılar içinde üretilen eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddet biçimlerinin görünür kılınması amaçlanmaktadır. Erkeklik güç ve otorite ile, kadınlık ise itaat ve fedakârlık gibi kalıplarla ilişkilendirilirken; bu eşitsiz güç ilişkilerinin fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik ve sembolik şiddet biçimlerini ürettiği vurgulanmaktadır.
Kitapta şiddet, yalnızca bireysel değil; yapısal, kültürel, politik ve dijital boyutlarıyla ele alınmakta, heteronormatif, kolonyal/post-kolonyal ve estetik şiddet biçimleri de değerlendirilmektedir. Cinsiyetlendirilmiş şiddet olgusu, disiplinlerarası bir yaklaşımla sosyoloji, hukuk, medya çalışmaları, psikoloji ve sosyal hizmetler gibi farklı alanlar üzerinden tartışılmaktadır.
Eser, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin görünür ve örtük tüm biçimlerini ele alarak, okuyucuyu bu alanda eleştirel ve çok boyutlu düşünmeye davet etmektedir.