Araştırmacılar, “Kadın, Ekoloji ve Mekânsal Öznellik” başlıklı oturumda sundukları “Hareketli ve Durağan İmgeler Arasında: Varda’nın Toplayıcılar Belgeselinden Kadın Çöp Toplayıcılarına Uzanan Ekofeminist Bir Okuma” başlıklı bildiride, toplayıcılık olgusunu ekofeminist bir perspektifle ele aldı.
Çalışmada, Agnès Varda’nın Toplayıcılar (Les glaneurs et la glaneuse, 2000) belgeselinden hareketle, toplayıcılık pratiğinin yalnızca yoksulluk ve tüketim kültürü bağlamında değil; doğa, beden ve emek ilişkileri çerçevesinde çok katmanlı bir olgu olarak ele alınabileceği vurgulandı. Bildiride ayrıca “kadın çöp toplayıcıları” olgusu ayrı bir araştırma katmanı olarak değerlendirilerek, bu grubun kentsel yoksulluk, güvencesizlik, sağlık riskleri ve toplumsal damgalanma ile iç içe geçen yaşam koşullarına dikkat çekildi.
Araştırmada, araştırmacılar tarafından çekilen fotoğraflar ile haber fotoğraflarına yansıyan kadın çöp toplayıcı görselleri, nitel araştırma yöntemi kapsamında incelendi. Görsel materyaller, görsel metodoloji çerçevesinde betimleyici çözümleme ve görsel söylem analizi teknikleriyle değerlendirilirken; bakım etiği yaklaşımı, kadınların görünmez emek ve sorumluluk ilişkilerini kavramsallaştırmak için kuramsal bir zemin sundu.
Bulgular, Varda’nın belgeselinde kadınların daha insani, etik ve estetik boyutlarıyla temsil edildiğini; buna karşılık güncel fotoğraflarda kadın çöp toplayıcıların çoğunlukla marjinal, görünmez ve ekonomik olarak güçsüz bir konumda sunulduğunu ortaya koydu. Sunumda, bu temsillerin toplumsal önyargılar, sınıfsal eşitsizlikler ve cinsiyet temelli normlarla ilişkili olarak damgalamayı yeniden ürettiği ifade edildi.
Sonuç olarak bildiride, toplayıcılığın yalnızca bir geçim stratejisi değil, aynı zamanda bakım emeğiyle iç içe geçen bir yaşam pratiği olduğu; bu yönüyle hem bir direniş biçimi hem de sosyal dışlanmanın görünür bir örneği olarak değerlendirilebileceği vurgulandı. Varda’nın imgesel anlatımı ile günümüz kadın toplayıcılarına ilişkin görseller birlikte düşünüldüğünde ise, ekofeminist anlatılardan neoliberal kent yoksulluğuna uzanan eleştirel bir okuma imkânı sunduğu belirtildi.